GÜNDEM - 09 Kasım 2019 Cumartesi 11:14

Taşıt kredisi faizleri düştü araç showroom merkezleri hareketlendi

A
A
A
Taşıt kredisi faizleri düştü araç showroom merkezleri hareketlendi

Ankara’da, And Skoda Showroom’da 2020 model Skoda Superb’in tanıtım toplantısı yapıldı. Toplantıda yeni makyajlanmış haliyle dikkat çeken Superb, taşıt kredisi faizlerinin düşmesiyle D segmenti sedan araçlar arasında oldukça sivrildi.

Başkent’te Skoda bayilerinden olan And Skoda’da 2020 Model makyajlanmış haliyle takipçilerinin karşısına çıkan Superb’in tanıtım toplantısı yapıldı. Toplantıda kırmızı rengiyle podyumu süsleyen araç dikkatleri oldukça üzerine çekti. Taşıt kredisi faizlerinin de düşürülmesiyle araç almak isteyenler heyecanlandı. Türkiye’de son jenerasyon kasasıyla 27 bin adet satış rakamlarına ulan Superb’nin son hali ise görenleri cezbediyor. D segmenti araçlar içerisinde lüks, konfor ve performans arayanları bir araya getiriyor.

And Skoda Sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı Devlet Şenkazan lansman öncesi yaptığı konuşmada, “Skoda Markasının amiral gemisi yenilendi. Yeni Superb, bizleri çok heyecanlandırdı. Bugün Burada bizimle bu heyecanı paylaştığınız için çok mutluyuz, hepinize çok teşekkür ederim. Araçlarımız yeni yüzüyle fiyat kalite konfor olarak rakipsiz bir araba. İnşallah binicilerine kullanıcılara hayırlı olsun” dedi.

27 bin adet satış yapıldı

Skoda Ürün Yöneticisi Ulaş Öz ise araca ilişkin yaptığı bilgilendirmede, “Superb aracımız Türkiye’de bu jenerasyonuyla birlikte çok ilgi gördü. 27 Bin tane teslimat yaptık bu kasadan. Yenilenen kasada teknolojik anlamda yenilenen Matrix led farlar mevcut. Sürüş destek sistemleri, cruise kontrol, geri görüş sistemleri gibi ilave özellikler mevcut. Motor teknolojisinde markamızın sınıfından en iyi teknolojileri sürmektedir. 1.6 Dizel ve 1.5 benzinli seçenekler ile yakıt tüketimleri fark oluşturacak. Güçlü bir de 2.0 motorumuz var 4x4 sitemi ile beraber geliyor bu motor da hız ve performans arayan motor olacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

Toplantıya katılan davetliler sunumların ardından Superb’nin test sürüşünü gerçekleştirdi.

İrfan Çalışkan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Vali Hatipoğlu: "Barajlarımızın tamamında neredeyse maksimuma yaklaşan doluluk oranlarına erişmiş durumdayız" Bölgenin son 20 yıldaki en yoğun kar yağışını aldığını ve akabinde ilkbahar yağmurlarının önceki dönemlere göre yüksek seyrettiğini dile getiren Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, "Barajlarımızın tamamında neredeyse maksimuma yaklaşan doluluk oranlarına erişmiş durumdayız. Yine aynı zamanda yıllardır akmaya kuru çeşmeler tekrar akmaya başladı" dedi. Doğu Anadolu bölgesi bu sene son 20 yılın en yoğun kar yağışını aldı. Bahar yağışlarının da yine önceki dönemlere göre yüksek seyretmesi Elazığ’daki baraj ve gölleri doldurdu. Keban Baraj Gölü’nde gözle görülür yüksek bir artış olurken Cip, Bazlama, Kepektaş, Kalecik ve Kanatlı Barajı yüzde 100 seviyesine ulaştı. Bunların dışında Dedeyolu Barajı yüzde 88,7, Seyrantepe Barajı yüzde 88, Hamzabey Barajı 51,5, Tatar HES yüzde 56,2, Beyhan -1 HES yüzde 64,4 seviyesine yükselirken Pembelik HES ise üretim nedeniyle yüzde 83,5’ten yüzde 63,8’e düştü. Öte yandan Hazar Gölü’nün ise yüzde 59,9’a yükseldiği bildirildi. "Dağlık bölgelerde kar eriyişi devam ediyor" Bölgenin son 20 yıldaki en yoğun kar yağışını aldığını dile getiren Vali Numan Hatipoğlu, "Çok bereketli bir kış geçirdik. Akabinde yine ilkbaharda yağmurlar daha önceki dönemlere göre oldukça yüksek oranda seyretti. Bu da yeraltı sularımız başta olmak üzere barajlarımızı ve su kaynaklarımızı olumlu yönde etkiledi. Barajlarımızın tamamında neredeyse maksimuma yaklaşan doluluk oranlarına erişmiş durumdayız. Yine aynı zamanda yıllardır akmaya kuru çeşmeler tekrar akmaya başladı. Buda bizim için sevindirici olan hususlarda birisi olmuştur. İnşallah bu sezon aynı zamanda tarımda da güzel sonuçların ve hasılanın alınacağı bir yıl olur. Biz Keban ve Karakaya barajına sınırız. Her iki barajında su seviyelerinin gözle görünürün üzerinde arttığını ifade etmek isterim. Henüz dağlık bölgelerde kar eriyişi devam ediyor. Bu da barajların daha fazlasıyla dolacağı anlamını taşıyor" diye konuştu.
Muş Muş’ta akademisyenler lalelerle buluştu "Matematik Öğretiminde Örnek Uygulamalar Kongresi" için Muş’a gelen 60 akademisyen, program sonrası Muş Ovası’nda açan laleleri ziyaret etti. Muş’ta 1071 Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Matematik Öğretiminde Örnek Uygulamalar Kongresi’ne katılan 60 akademisyen, yoğun geçen programın ardından Muş Ovası’nda açan laleleri ziyaret etti. Başta Trabzon olmak üzere Türkiye’nin farklı üniversitelerinden kongreye katılım sağlayan akademisyenler, baharın gelişiyle birlikte Muş Ovası’nı renklendiren laleleri yerinde görme fırsatı buldu. Doğanın sunduğu görsel şölen karşısında hayranlıklarını gizleyemeyen akademisyenler, bol bol fotoğraf çekerek anı ölümsüzleştirdi. Kongrenin yoğun temposunun ardından lale tarlasında vakit geçiren katılımcılar hem dinlenme hem de doğayla iç içe olma imkânı buldu. Lale tarlasını ziyaret eden Trabzon Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Baki, "Biz aslında Matematik Derneği olarak iki yılda bir düzenlediğimiz kongreler kapsamında öğretmenler ve öğrencilerle bir araya geliyoruz. Bunun hem bilimsel hem de kültürel bir yönü bulunuyor. Bu kapsamda Muş’u da uzun zamandır merak ediyorduk ve ziyaret etme fırsatı bulduk. Burada bizleri çok güzel ağırladılar. Muş’u tanıdıkça sürprizlerle karşılaştık ve şehrin doğal güzelliklerini daha yakından görme imkânı bulduk. Şu anda bulunduğumuz endemik lale bahçesi gerçekten çok etkileyici. Bu lalelerin tamamen doğal ortamda yetişmesi oldukça değerli bir durum. Bizim için çok güzel bir deneyim oldu. Muş’un güzelliklerini keşfettikçe ülkemiz adına da mutluluk duyuyoruz" dedi. Lale tarlasına düzenlenen gezide gördüğü manzara karşısında hayran kaldığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Öztürk, "Yoğun bir programın ardından buraya geldik. İki günlük kongre için Muş’a geldik. Muş’un ev sahipliğinde gerçekleşen bu akademik buluşmanın ardından, böyle ferah ve güzel bir atmosfere gelmek bizim için oldukça iyi geldi. Burada endemik ve kendiliğinden yetişen laleleri görmek ayrıca bizi cezbetti. Doğal ortamda böylesine özel bitkilerin varlığını görmek gerçekten etkileyici. Muş’a geldiğimizde daha temiz ve daha ferah bir hava aldığımızı da hissettik. Gayet güzel bir deneyim oldu" şeklinde konuştu.
Van Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, 2026 yılı başında gerçekleşen yoğun kar yağışının yer altı su sistemlerini besleyerek sadece bu yılı değil, 2027 yılını da olumlu etkileyeceğini söyledi. Van Gölü Havzası’nda uzun süredir etkili olan kuraklık ve buna bağlı su çekilmesi, 2026 yılının ilk aylarında kaydedilen rekor yağışlarla birlikte yerini toparlanma sürecine bıraktı. Bölgede son yıllarda kış aylarının yağışsız geçmesi hem içme suyu hem de tarımsal sulama açısından ciddi riskler oluştururken, bu yılın başından itibaren etkili olan kar yağışı havzanın su bilançosuna nefes aldırdı. Özellikle yer altı su kaynaklarının beslenmesi noktasında hayati önem taşıyan bu yağışlar, göl seviyesindeki düşüşün durması ve ekosistemin yeniden canlanması adına stratejik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu yılki karın sadece yüzey sularını değil, toprağın derinliklerindeki su depolarını da uzun vadeli olarak desteklediğini belirtiyor. "Yağışlarda ciddi bir sapma var" İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, geçmiş yıllara oranla yağış takviminde ciddi sapmalar yaşandığını belirtti. Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Havzayı ilgilendiren iki ekstrem değer var; bunlardan biri kasım, diğeri nisan ayıydı. Havza, geçmişte özellikle kasım ve nisan aylarında yoğun yağış alırdı. Kış aylarında da yağış görülürdü ancak en çok yağış bahar aylarında, özellikle de kasım ve nisan aylarında düşerdi. Ancak günümüzde bu yağışlarda ciddi bir sapma var. Sonbaharda düşen o yağışlar artık maalesef gerçekleşmiyor; burada radikal bir değişiklik söz konusu" dedi. "Yoğun kar yağışının etkisi 2027 yılına da sarkacak" Kar yağışının yağmurdan farklı olarak ekosisteme daha kalıcı fayda sağladığını dile getiren Alaeddinoğlu, "Özellikle havza, bölge ve ülke açısından kar yağışı büyük önem taşıyor. Çünkü kar yağışı, yağmurda olduğu gibi hemen eğim doğrultusunda akışa geçerek akarsular vasıtasıyla denizlere veya göllere dökülmüyor; aksine büyük ölçüde yer altı su sistemlerini besliyor. Böylece yaz aylarındaki ekstrem sıcaklıklarda dahi yer altı su sistemleri korunmuş, yani buharlaşmamış oluyor. Yer altı su sistemleri zayıf noktalardan yüzeye çıkarak kaynak sularını oluşturuyor, bu kaynak suları da akarsuları besliyor. Bu sayede akarsular yıl boyunca akışını sürdürme şansına sahip oluyor. Bu yıl gerçekleşen kar yağışı, havzanın 2026 yılını büyük ölçüde kurtardı. Bu veriler ışığında sorunsuz bir yaz geçireceğimizi söylemek mümkün. Dahası, yer altı su sistemlerini besleyen bu yağışların topraktaki yolculuğu akarsulardaki gibi hızlı değildir. Suyun yer altındaki hareketi toprağın yapısına bağlı olarak günde bir metre ilerleyebilir; bu yolculuk toprak yapısına bağlı olarak bazen 1, bazen 2, bazen de 10 yıl sürebilir. Suyun hemen akışa geçmeyip alt katmanlardaki yolculuğuna devam etmesi nedeniyle, bu yoğun kar yağışının etkisinin aslında 2027 yılına da sarkacağını söyleyebiliriz. Kaynak suları 2027’de de yer altı su sistemlerini ve akarsuları beslemeye devam edecek, dolayısıyla havzanın ihtiyaç duyduğu suyun en azından bir kısmını karşılayacaktır. Yani önümüzdeki yıl alacağımız yağışlar bir yana, bu yıl kar şeklinde düşen yağışları aslında 2027 için de bir fırsat ve avantaj olarak değerlendirmek gerekir" diye konuştu. Dağlık alanlardaki kar örtüsünün henüz tamamen erimediğini ve bunun da bir avantaj olduğunu değerlendiren Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sıcaklığın çok yüksek değerlere çıkmayışı, dağlık sahalardaki karların henüz tam erime safhasına geçmediğini gösteriyor. Bu karların erimesiyle beraber hem akarsu sistemlerinde hem baraj doluluk oranlarında hem de Van Gölü başta olmak üzere tüm göllerde bir iyileşme yaşanacak. Bu yılın, halkımızın arzu ettiği o manzaranın tekrar görünür olmasını sağlayacak bir dönem olacağını değerlendirebiliriz."